info@gazetemas.com  ||  0 850 305 08 24 Hakkımızda Künye Bize Ulaşın
IMG-LOGO

BİR DÜŞ GÖRDÜM...

Ahmet Alkan GÖKPINAR - 15/08/2019 21921 Gösterim 0 Yorum

Cumhuriyetin ilanıyla beraber ülkenin kalkınmasındaki en büyük engel toplumun okuma-yazma oranıydı. Bu oran kadınlarda %4, erkeklerde %13'tü. Bilgisizliğin ortadan kaldırılması, yurttaşlık bilincinin oluşturulması ve yeni kurulan Cumhuriyet'in muasır medeniyetler seviyesine ulaşması için çeşitli çalışmalar yapılmaya başlandı. Çağın ötesinde bir toplumu dönüştürerek çağ atlatabilecek Cumhuriyet değerlerine sahip okullar yaratmak bu çalışmanın başında geliyordu. Bu vazifeyle 1935 yılında hazırlıklarına başlanan, 1940 yılında yasal olarak hayata geçirilmiş Köy Enstitüleri kuruldu. İsmail Hakkı Tonguç yıllarını verdiği eğitim mücadelesini, köylünün kendi içinden aydın bir kesim oluşturması gerektiği felsefesiyle bu enstitülerin hem kurucusu hem de kuramcısı oldu.

Hepimiz tarihte geçmişe gidip olayların sonuçlarının farklı olmasıyla, günümüze kadar olan süreçlerde neler olabileceğine dair tahminlerde bulunmuşuzdur. Ben de bu yazımda köy enstitülerinin kuruluşundan kapanışına, 1946'ya kadar doğal akışında seyredip, kapandığı günden itibaren yeni bir tarih sahnesi, paralel evren yaratacağım sizlere. Bakalım o günün koşullarında dünyada örnek olarak gösterilen köy enstitüleri kapanmasaydı neler olabilirdi...

Köy enstitüleri yalnızca öğretmen yetiştirme amacı taşımıyordu. Aydın, bilimsel, akılcı bireyler yetiştirmek ve cumhuriyet devrimlerini köye kadar indirerek aydınlanmanın köyden yayılmasını hedefliyordu. Hem köylerdeki eğitim sorunu çözülecek, hem de Atatürk'ün ilke, inkılab ve devrimleri halka inebilecekti. Bu gayeyle oluşturulan müfredatta dersler tarım ders ve çalışmaları, kültür dersleri, teknik dersler ve çalışmaları olarak 3 temel bölüme ayrılıyordu. Müfredatın alt metnini okumak gerekirse; evrensel bilim temelli, yerel yapının kökleriyle bu evrenselliği tarım, hayvancılıktan başlayarak yapılandırmaya çalışan, sanatla ruhu kuşatan, kendi öz kaynaklarını cumhuriyetin kalkınması için geliştirmeye çalışıyordu. Kalkınma hamlesini önce teorik sonrasında pratik safhalara taşıyıp öğrenmenin temel yapıtaşlarını belirli köylerde kurulan alanlarda gerek tarımla, arıcılıkla, marangozlukla gerekse her okulda kurulan yüzme havuzlarıyla spora önem vererek taçlandırıyordu. Köy enstitülerinin en dikkat çekici özelliklerinden biri de, o zamanın Milli Eğitim Bakanı olan Hasan Ali Yücel'in çevirisini yaptırdığı klasik eserlerden her yıl 25 tanesini öğrencilerin okumak ve özetini çıkarmak zorunda olmasıydı. Enstitülerde kitap okumak hayatta kalmanın koşulu olarak gösterilip; ekmek, su, hava muamelesi görüyordu. O köy çocuklarının hiç görmediği, dokunmadığı insanlarla kurulan temelde insani sonuçta kendi gelişimini tamamlama safhası her öğrencinin en az bir müzik aleti çalması zorunluluğu ile son buluyordu. Bilmediği, görmediği yerleri okurken kendilerinden parçalar buldukları değerleri, bazen de yaratmak istedikleri ütopyayı sazın tellerinden çıkan notalarla tamamlıyorlardı. Bu da yetmezken çoğu zaman kendilerinin yazdığı piyesleri insanı insana insanla anlatma sanatı olan tiyatroyla sergiliyor, halk da alkışlarıyla onlara eşlik ediyordu. Sanatın insana kattığı özgürlüğü sözde değil okul meclislerinde de yaşıyorlardı. Enstitüler demokrasi ve düşünce özgürlüğü açısından da tatmin edici seviyedeydi. Her cumartesi öğretmenler ve öğrenciler toplanır, geçmiş haftanın değerlendirmesini yapar, yanlış uygulamaları eleştirirlerdi.

İşte tam bu noktada Köy Enstitüleri'nin gerici bazı düşünceler nedeniyle kapanması safhasında kendi hayal dünyamda yeni kapılar açıyorum...

Köy Enstitüleri o sene devlet tarafından daha büyük yatırımlara eğitim-öğretim hayatına devam ederken, köy çocuklarının gelişimleri de gözle görülür şekilde sürüp gidiyordu. Köy ağalarının insani gelişmişlikle beraber hak arayışına giren köylülere karşı tutumları sertleşiyor, devletin bu konuda taraf olmasını istiyorlardı. Devlet ülkenin gerçek sahibi olan kalkınmayı, yücelmeyi, bilinci, toplumsal yaşama becerilerini "toprak" seviyesinden başlatacak olan köylüsünün yanında yer alıyordu. Devletin serbest piyasa koşullarında uyguladığı ekonomik model olan fizyokrasi vatandaşların büyük bölümünün köylerde yaşaması genelde tarımla haşır neşir olması açısından önemliydi. Sonuçta piyasa koşullarını arz-talep dengesi belirliyor ve insanın iş yapabilmesi, ayakta durması, durabilmesi konusunda gelişmek zorunda kalmasıyla devletin üst kademe mekanizmalarına etki ediyordu. Artık herkes işten anlıyor, piyasanın da köylüyü oyun dışında bırakmasına izin verilmemiş oluyordu. Köy Enstitüleri yerel bölge insanını ve ekonomisini şahlandırmıştı. Geçen 20 senede dünya açısından önemli ithalat merkezi olmuştu Türkiye Cumhuriyeti. Enstitülerin verdiği tarım, hayvancılık derslerinin matematik, fizik, kimya, biyoloji gibi temel bilimlerle buluşması, bizleri köylerde, kasabalarda tarım ve hayvancılık alanında endüstrileşmeye yeni bir sanayi düzenine geçmemiz açısından yüreklendiriyordu. Bu konuda altyapısı sağlam olan ve yeni düzende kalifiye olarak çalışabilecek köylüler devlet tarafından sübvanse edilerek endüstriyel tarım ve hayvancılıkta kurabilecekleri işletme sahalarıyla piyasaya öncülük ediyorlardı. Devletin yetmediği noktalarda da büyük yatırımcılar alarak dünya piyasalarına girmemiz açısından da markalar yaratıyorduk. Köylerden gelen bu kalkınma safhasını nüfus ve demografik özelliklere göre şehirlere yayarak büyük şehirlerin faydalanma, iş yapabilme kapasitelerini arttırıyorduk. Devletin her sene verdiği cari fazlayla gelişen yeni cesur dünyaya adapte oluyor, farklı endüstrilere yatırım yapıp, yatırımcı çekiyorduk. Bu sayede uzun süreli, sağlam, programlı kalkınma planları uyguluyor, geleceğe daha emin adımlarla yürüyorduk. Dövizin ülkedeki beklentiler yargısının güvenli ilerlediğini görmesiyle akışı hızlanıyor sonuç olarak refah düzeyimiz yükseliyordu.

KISSADAN HİSSE

Ülkeler başlangıç noktasında her anlamda başarılı olmalıyız hedefini koymamalıdır. Ama her ülkenin başlangıçta gerek insani gerekse coğrafi özelliklere göre potansiyelleri vardır. Bu potansiyeli yakalayıp bunun üzerinden diğer sektörlerin ve ekonomik geleceğin kurulması gerektiğine inanıyorum. Biz de köy enstitülerinin kurulmasıyla tarımı, hayvancılığı köylerden şehirlere yayarak geleceği inşaa edip, markalar yaratarak katma değer üretebilir evrensel piyasa standardına gelebilirdik. Yarattığımız markalardan elde ettiğimiz yüksek gelirle yüksek teknoloji ürünleri yaratabilir, yazılım, nesnelerin interneti, endüstri 4.0 gibi dünyanın önde gelen ülkelerinin AR-GE'lerine yatırım yaptığı gibi biz de milyarlarca $ yatırım yapabilirdik. Önde gelen ekonomilerle açılan makasın kapanması için katma değerli ürünler ortaya koymalıyız ve ben bu potansiyeli cumhuriyetin kuruluş ayarlarında da olan endüstriyel tarım ve hayvancılıkta görüyorum.

Ahmet Alkan GÖKPINAR
Elektrik-Elektronik Mühendisi

Haberler

IMG
3M’den Türkiye’nin en büyük girişim etkinliklerinden Big Bang’e tam destek

"3M Bilimi. Hayatın Her Anında" söylemiyle geliştirdiği ürün ve yeniliklerle dünya çapında insan yaşamını daha kolay hale getiren 3M, girişimcilik alanında girişimcileri, şirketleri, melek yatırımcıları, profesyonelleri bir araya getiren İTÜ Çekirdek ile yaptığı iş ...

Güncel - 20/11/2019
IMG
Çin ile anlaşma olmazsa tarifeleri arttırırım

Dün kazandığı değeri devam ettirerek güne başlayan dolar endeksi 97.82 direncinin hemen altında fiyatlanma yaşıyor. ABD endeksleri ticaret anlaşmasında yaşanan belirsizlik sebebiyle günü karışık bir seyir ile tamamladı. Nasdaq endeksi %0,24 artış yaşarken Dow Jones endeksi ...

Güncel - 20/11/2019
IMG
ABD-Çin arasında artan tansiyon içeriye olumsuz yansıyabilir

Haftanın ikinci işlem gününde BIST100 endeksi alım iştahını korudu ve günü %0.64 yukarıda, 107528 puandan tamamladı. İçeride gündem sakin kalmasına karşın olası haber akışları yakından takip ediliyor. Dün akşam saatlerinde S-400 gündemine ilişkin olarak Cumhurbaşkanı ...

Güncel - 20/11/2019
IMG
FOMC Toplantı tutanakları kritik olabilir

Küresel tarafta yaşanan Ticaret Savaşları, Brexit gibi konulara dair gelişmeler piyasalarda hareketliliğin ana sebebi olarak kalmaya devam ediyor. Ticaret Savaşları konusunda; geçtiğimiz süreçte ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross'un, Çin ile bir ticaret anlaşması imzalamaya yakın ...

Güncel - 20/11/2019
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10